Osmanlı'dan Kalan, Türkiye Cumhuriyeti'nde batan bir ada, Ada Kaleh.


Geçmişimizde bir sürü sırlar vardır, bunların ifaşaa edilmesini isteriz, pornografi'ye olan ilgimizden ötürü ya bizim bildiğimiz bir sürü şeyi kendimiz “gömüyorsak” sular altına atıyorsak, siz nerede doğdunuz bilmem ama muhtemel ki doğduğunuz topraklarda ölebilirsiniz, en azından bir yakınıza rica edip onun belini bükmeyen bir bütçeyi de ölmeden baş ucuna koyarsanız bunu sizin için yapar, yani cenazenizi doğduğunuz topraklara koyar. Hadi onu da yapamadınız ama bazılarımız için mistik değeri olan, doğduğu topraklardan bir tutam toprağı, Amerika'daki, Japonya'daki, Avusturalya'daki mezarınıza serpebilir, bu diğerinden de kolaydır. Ya hiç doğduğunuz yere gidemeseydiniz, yani öyle Nazım Hikmet falan gibi yasaklı değil, doğduğunuz toprakların başka bir ülkenin sınırında kalmasını da bahsetmiyorum. Doğduğunuz topraklar olmasaydı, mesela, yani onları bu dünyadan koparmak için yalnızca büyük bir meteorun çarpması gerekmiyor. Tuna Nehri'nin onun üstünden geçmesi kafi. O zaman anılarınız da, mezarlarınızda, koşup oynadığınız caddelerde su altında kalır, siz o topraklara haset gidersiniz, bir daha da geri dönemeyeceğinizi bilerek küçük filikalarla Maceristan'a oradan da Türkiye'ye dönersiniz.

Ada Kaleh, Tuna Nehri'nin tam ortasında bir tabağa uzanmış bir balık gibi küçük bir adaydı. Ada Kaleh... Taki 1967 yılına kadar...
Murad Çobanoğlu
www.muradcobanoglu.com