GAZİNO "Show Başlıyor"!

Dün, cümbür cemaat Ece Dorsay, Naim Dilmener, Ayhan Ersunan toplandık, Hakan Eren’in Bostancı Gösteri Merkezi’ndeki “Gazino Show”una gittik. Biraz da sevgili dostumuz Ayhan Bey’in iteklemesi, Naim Bey’in çekiştirmesiyle. İtiraf edeyim ki salondaki ön yargılı kişilerden biri de bendim… Nostalji işi hep “kolay bir şey sanılır”, kulağa güzel gelir ama iş “satmaya” yani “seyirci toplamaya” gelince öyle kolay bir şey olmadığını anlarsınız. Maşallah salonda yer çekimi yok sanırsın, tüm iğneler havada... 
Hakan zaten deneyimli radyocu Radyo D’de “Bir Zamanlar” isimli programı var iyi ki de var mış, Seçil Heper’den, Ercan Turgut’a, Berkant’dan Neşe Karaböcek’e, Nur Yoldaş’dan Ersan Erdura’ya, Tülay Özer’den Bilgen Bengü’ye kadar bir birinden özel isim vardı.
E Gazino olur da “oryantal” olmaz mı o da düşünülmüş ve Oryantal Dora’da kadroya dahil edilmişti. Hani bir “komikler” eksikti, gazinoların uvertürü olarak çıkıp salonu diri tutan ve vaktiyle ne özel isimler çıkmasına sebep olan “Komik Şov” da olsaydı. Maksim’de, Tarlabaşı’nda ya da Aksaray’da 80’lerde zannetmeniz içten bile değildi. Doğrusu ben çocukluk aşkım Seyyal Taner ile tanışma yakından bir kez daha görme ümidiyle gitmiştim. Yani ön yargım odur. Yoksa zaten “nostalji hayranı” olduğumu bilenler, tanıyanlar çok iyi bilir. 10 yaşlarındayken kendime ait aldığım ilk albüm Seyyal Taner ve Sezen Aksu idi. Hediye gelen “walkman”ime yeteri kadar pil alıp Seyyal Taner’in “alladı pulladısı”nı, Sezen Aksu’nun “gülümse”sini defalarca dinler, bu iki güzel isme de daha o yaşlarda aşık olurdum. Sanırım birkaç yıl içinde Seyyal Hanım, İstanbul’da ya bir gazino’da ya da bir konserde karşılaşmış çocukluk sempatim ve aşkımla kendisini beni öpmüştü. Benim dünyamın ilk aşk öpücüğüydü belki de. Ah efenim dün de o niyetle “iade-i buse” yaparım diye, kulise girerim diye niyetlensem de kısmet olmadı, saat geç olduğundan göremeden gittim.

Seyyal Taner, orada olanlara “Show” kısmını, Seçil Heper’den Ercan Turgut’a kadar diğer özel isimler de “Gazino” günlerini yaşattı… 


Programı, dış sesiyle sunan değerli meslektaşım, Elhan Tok’a da ayrıca teşekkürler. Bu sanırım yeni bir metottu. Koreografisinden, şarkıcı seçimlerine kadar çok mükemmel bir işti.


Tavsiyem ve önerim şudur ki, İzmir Fuarı’nda, Arkara’da ve diğer eski günlerdeki gibi gezici hale getirebilir bunu Hakan Bey…


Neticede hepimiz ne duygulu saatler geçirdik…


Şarkılara eşlik edenleri mi dersiniz…


El ele göz göze bakışanlar mı dersiniz…


Sanki bir zaman tünelindeydik de bizi birden 80’lere ışınlamıştı. Değerli müzisyen Metin Özülkü’nün orkestrası’nda, Eser Taşkıran klavyesiyle muhteşem saatler geçirdik… Bu özel saatler her kesin hakkı olmalı… 

Saygı ve sevgilerimle… 
Murad Çobanoğlu