Büyüksün Amerika


18. y.y.'a kadar uzansa'da hikayeyi biraz ileri alalım, mevzu 1960'lara geçiyor, CCCP ile USA arasında muhteşem bir “pinpon maçı” var, maç sayısı olarak CCCP'ler önde çünki uzayda yürümüşler, tüm dünyanın Kominist olmasına ramak kalmış yani, malum hangi ürün daha iyiyse o alınırdı o zamanlarda, şimdiki gibi ucuzluğa bakılmazdı. İşte tam bu sırada “insan için küçük, insanlık için büyük bir adım” atacak olan bir gurup “seçilmiş insan” muhteşem bir programla Ay Dede, Ay Dede Senin Evin Nerede” türküsünü söylemek üzere Ay Dede'ye gönderildiler, bizlere de her olup biteni nerdeyse, astronotların tuvalete gidişlerini bile, “naklen” izleme şerefi verilmişti. Tıpkı J.F Kennedy'nin “naklen izldiğimiz” suikasti gibi. İşte sonunda başarılmıştı, başarılmasına da başarılan; bilim dünyası için kaydedilen büyük bir “adım” mıydı.


Yoksa USA'in, CCCP karşısında kazandığı “bak bizim ürün daha iyi” kampanyasımıydı bilinmez. Bugün şunu bir kez daha anlıyorum, Jules Verne inanan çocukluğu onun kitaplarıyla geçen biri olarak, bu büyük bir düştü. Ay'a “alüminyum”lu bir tankla gitmeselerde, bu düşü gerçekleştirecek olanların tarih kitaplarında “büyük sahtekar” olarak değil, büyük “insan” olarak adlandırılacakları yani. Jules Verne bir düş kurmuştu, tıpkı “Yetmiş Bin Fersah” gibi. USA bu düşü tıpkı “Noel Baba”ya yaptığı gibi bir kazanç kapısı yapabileceğini görmesi ise uzun sürmedi, Noel Baba yani şu kırmızı kukelatalı, beyaz sakallı, çocukları sürekli dizine oturtarak, pedofili çılgınlığına yol açan, karakteri kastediyorum, yoksa Orijinal Noel Baba, Antalya'lı, bir dönemde kemikleri “Vatikana” taşınmış bir azizdir. Bu bildik figür ise hani şu büyük “buhran”dedikleri yıllarda “COCA COLA” satışları düştüğünde; Haddon Sundblum isimli bir çizerin; kendinden önceki yıllarda da aynı krizleri yaşamış olan meslektaşının 18. y.y.'da yayınladığı çizgilerinin de etkisiyle icat ettiği bir fügürdür.


Birleşik Devleteler, ulusal bayraklarının ve aynı zamanda şirketin de “kurumsal renkleri olan” “kırmızı – beyaz”ın da etkisiyle çizdiği, bu figürün; yaşlı, göbekli ve sakallı bir erkek oluşu son derece davetkadır, içen bir daha içsin diye COCA COLA'nın her türlü kurumsal “sembolünü” kullanmıştır. CCCP'ye karşı bir savaş daha kazanılmıştır anlayacağınız, bugün her “Rus'un”, “İngiliz'in, Iraklı'nın, İranlı'nın, Çinli'nin, Danimarkalı'nin, Arap'ın, Müslüman'ın, Hristiyan'ın, Yahudi'nin evinde, sofrasında, dolabında, çantasında, içinde, dışında her köşesinde “COCA COLA” vardır. Nazım Hikmet, “Kosmosun Kardeşliği Adına” adlı şiirinde söyle seslenir “kosmosda bizden başka düşünen” varlıklara; “...ne petrol ne yemiş imtiyazı istemeğe, Koka-kola satacak da değilim, selamlamaya geldim seni yeryüzü umutları adına” belki Nazım; Coca Cola; satmaz ama, Nazım'ın ülkesi Coca Cola; üretiminin iyi bir merkezi olacaktır. Kapaklarından, kontörler, evler arabalar, kız ya da erkek arkadaşları ve daha bir sürü şeyler çıkan bu “asrın icatının” her evde olmasını hatta Ramazanlarda, özel sparişlerle “masada olmazsa olmaz olmazı, askeriyesinden tutunda Camisine kadar her yere girmesi sağlanacaktı.
Sağlandı da, her “Cuma Namazı” çıkışında 50 yıldızlı bayrakları yakan bu cemaate. Sonraları radyolardan, televizyonlardan, internet paylaşım sitelerinden çokça duyduğumuz, gördüğümüz paylaştığımız, IMF eylemlerini hatırlıyorum, bir genç çıkıp bir ayakkabı attı kendi gibi bir meslektaşı olan El-Zeydi'yi anarak, Yalnız, günün moda değimlerinden olan “çakma” yani sahte, birebir kopya, benzetme olan NIKE ayakkıbı kullanmasını “başta ben olmak üzere” her kes yazdı çizdi, ben bir kere daha yazmak istiyorum, çünki, bir “eylemin yapılış tarzı, söylemi, içeriği kadar önemlidir, eğer siz emperyalizmi protesto ediyorsanız, sol elinizin baş ve işaret parmağını açıp da “kahrolsun emperyalizm” diyemezsiniz, yahut; emeğin soldan değil, işleyen, çalışan, kol olan, başta eski solaklardan olan benim üzüldüğüm mesele olan, SAĞ KOL unsurundan geldiğinin bilincinde olarak, olsun ben “SOLCUYUM” bu da SUCUYUM demekle aynı sesleri içerdiğinden midir nedir bilinmez, ben SOL YUMRUĞUMU kaldırım, demek gibi bir şey olur. Ya da “Amerika'da, İsrail'deki İşçi Örgütlerini, emekçileri, barış savuncularını, yok sayarak ve 1 Mayıs'ın “CCCP” tarafından icat edildiğini sanarak “Kahrolsun Emperyalizm”in yanında aperatif olsun diye “Kahrolsun Amerika ve Kahrolsun İsrail” demek de. El Zeydi “bir Türk ayakkabısı” attı.
Siz eğer çakma da olsa bir “Amerikan Ayakkabısı” giyiyorsanız, üstüne üstlük kendinize “de ben anti-Amerikan'ım” diyorsanız orda birinin size SARI IŞIĞI göstermesi lazım çünki YEŞİL yanmadan önce sizin araç değiştirmeniz, Anadol'dan inip de bir Cadillac'a binmeniz gerekiyor. Efsaneleri siz yaratırsınız, Tıpkı OLYMPOS TANRILARINI yaratan insanlar gibi, her dönem bir SÜPER GÜÇ olmak zorunda, SPQR( ROMA İMPARATORLUĞU VE SENATOSU), OSMANLI İMPARATORLUĞU, CCCP, USA. bu süper güçlerin hepsinin ortak noktası şudur ki, hepsinde de "GÜÇLÜ OLMADIKLARINDA" bile GÜÇLÜ imajı yayarlar, efsane yaratırlar, siz WHITE HAUSE'a "BEYAZ SARAY" diyerek, Yeni dünyanın imparatoru da “SİZSİNİZ” dersiniz. Ona ATTIĞINIZ kurşunda, AYAKKABI'da eğer "Onun Üretimiyse, Yapımıysa” “SİZ DE ONUN BÜYÜKLÜĞÜNÜ” kabul edenlerdensinizdir o zaman. Hatta o “SİZİN KUTSALİYETİNİZ OLAN SOSYALZMİ” bile, Kapitalizmin en tepesindeki isim ağzından “ben de sosyalistim” diyerek, bir “oyuncak” yapabilcek kadar da cürretkardır. Onun arkasından da her kes sosyalist olur, bu tıpkı “Noel Baba”ya inanan YAHUDİ ÇOCUKLARI'nın kimseyi korkutmaması gibidir. Onun BÜYÜKLÜĞÜNÜ kabul etmediklerini dillendiren insanlar FaceBOOK'lardan, Fedaral Rusya Devlet Başkanı "Putin'in “patronları fırçalama” görüntülerini överek paylaşır, ancak onu oraya çağıran işçilere RUS HALKI'nın tam destek vermesini, onlarla beraber eylemler yapmasını, yol kesmesini, iş durdurmasını, bölgeden ya da bölgeden olmayan kimsenin İŞ YERİNDE ÇALIŞMAMASINI, ÇALIŞTIRILMAMASININ engellemesini, bilmez, görmez, anlamaz, POLİS'le birlikte vurur vurdum insanı IMF KARŞITLARI'na, Ha polisi anlarım, adamlar işlerini yapıyor, ya da genlerine alışmış DOVİZ, ki bunun üzerinde G.WASHINGTON resmi yoktur, görünce VURUN ABALIYA'yı oynar hemen. Ya vatandaşa ne oluyor, vatandaş farkında mı oradaki AMCALAR tarafından FAKİRLEŞTİRİLDİĞİNİN, verilen 20 Bilion $'ların "BABALARININ GÖZLERİDEKİ MAVİ RENK" için verilmediğinin, yahut SİLAH ANTLAŞMALARI yapmazlarla "BEŞ KURUŞ ALAMAYACAKLARININ, farkında mı? Hiç sanmıyorum. Farkında olsa FACEBOOK'tan gönderdiği BANU AVAR videolarının üzerine “milliyetçilik soslu laflar ekleyip göndermek yerine PROTESTOLARA karşı değil PROTESTOCULARLA beraber BARABER savaşırdı öyle olsa. Böylelikle Demokrasinin, kullanılmadığı müddetçe bir işe yaramayacağını bilen insanlardan olurdu bu yurdum insanı da. Bugün Nobel'i tartışmak gibi bir gaflet içine girmek değil amacım lakin yalnız şunu diyebilirim ki, acaba, Yıllardır siyahlarla, müslümanların gözünde BÜYÜK ŞEYTAN olan bir ülkenin "patronları" yeni bir İMAJ POLİTİKASI olsun diye - ki dünyanın bence “COCA COLA'lı Nole Baba” kampanyasından sonra en başarılı kampanyasıdır- Hem siyah olsun hem de köklerinde müslümanlık kalıntıları kalsın ama bizim adamlardan olsun dediği bir AMERİKAN BAŞKANI'nı yaratmanın en iyi PR olduğununun örneğimidir bu NOBEL. Yoksa artık BARIŞ dalında verilen nobel öldüllerini -ki vaktiyle P.Neruda'ya ve Nazım Hikmet'e de verilmesi düşünülmüştür- artık, günün moda değimiyle, takmamız mı gerekiyor, Yurdum insanı bile OBAMA onları "özgürleştirmeyecekmiş" gibi, “Velkamtu Prezidensi Türküleri” yakıp, Posterlerine KURBANLAR kestiler Barak Hussein Obama'ya. Birleşik Devletlerin Silah Gücü'nün özgürleştirdiği yerler sırasına Afganistan, Ukranya, Urumçi, İran, Iraq'dan sonra şimdi AYDEDE'de katıldı. Bugün bir roketle AYI vurdular, Ay dede ağladımı bilinmez, ama eminim canı çok yanmıştır, ...filmlerde rol yapıp da Amerikalıları üstünde gezdirip de CCCP karşında maç sayısı kazanmaya benzemiyordu bu çünki. AYDA YAŞAYAN "fareler" Amerikalıların önce onları AYDA YER ALAN PEYNİRLER yüzünden "özgürleştirdiğini" düşündüler, oyna USA orayı SU İÇİN ÖZGÜRLEŞTİRMİŞTİ. Dünyadaki kullanılabilir su rezerlerinin %70'ini elinde bulunduran Türkiye Cumhuriyeti ise TAM ÖZGÜRLEŞTİRME için sıra bekliyor, Ülkede yaşan kimi insanlar kendilerinin zaten ÖZGÜRLEŞTİRİLDİĞİNİ düşünselerde USA henüz su krizinde olmadığı için "gerçek özgürleştirilmenin" ne demek olduğunu anlamış değildirler.

Muhabbetle;


Murad Çobanoğlu
www.muradcobanoglu.com