"Sol" Ne Kadar "Sol"da

Bildik bir hikayedir. Fransız  Devrimi'nden önce 17.yy'da baskılara dayanamayan Fransa Kralı XVI. Louis, Parlamento'yu Versailles Sarayı’nda toplamak zorunda kalır ve bu toplantıda; Kral’in veto hakkını savunan soylular ve ruhban sınıfı oturum başkanı Mounier’in SAĞ yanında, Kralın böyle bir ayrıcalığı olmasını reddeden, yönetimde hak talep eden, bunun için köylü sınıfının yanında yer alan burjuva temsilcilerinin de SOL yanında yer alması ile "sağ" ve "sol" kavramları oluşmuş olur. 

Ülkemizde de "sol ve sağ" kavramları Fransa ile çok yakın ilişkileri olan Osmanlı İmparatorluğu dolayısıyla hızlıca gelişmiştir. Kısa süre sonra Padişah'ın yetkilerini kısıtlamaya kadar varan bir dizi teşebbüsü de olumlu olarak geçirecek, sonunda Tanzimat Fermanı ile "nispeten", Padişah'ın yetkilerini törpüleyecek bir meclis çıkaracaktı. 

Cumhuriyet'e gelindiğinde ise kurucu parti Halk Fıkrası, "sol ve sağ"ı içinde barındıran ancak Liberallikten uzak bir oluşum olarak kurulacaktı. Bunun en önemli nedeni ise içinde bulunulan şartların olgunlaşmaması, yeteri kadar kalifiye siyaset adamının yetişememesiydi. Nispeten bir iki "çok parti denemesi" yapılmaya çalışsa da "Cumhuriyet"e muhalif olanların, aslında bu partilerin programlarında olmasa dahi bu partileri kendine dayanak seçerek, cephe sıkılaştırmaya çalışılmıştı. 

Çok partili zemine geçildiğinde de Demokrat Parti, ilk yıllarda nispeten bir iyileşme ve demokratikleşme sağlasa da "giderek başına buyruk, tek karar alıcı, tahakkümcü" bir yapıya bürünmüş, Seçim iptal etmekten, yan yana yürüyen üç kişiyi fişlemeye kadar her yolu tercih etmişti.

Adalet Partisi, iktidarı da, "27 Nisan"ın travmasıyla yola çıkmış, çok geçmeden korktuğu başına gelmişti. Ülke giderek "sağlaşırken", "sol örgütler, gruplar, fraksiyonlar, partiler", tu kaka ilan edilmiş, SSCB ve "Gominist Korkusu" ile fişlenip ya eziyet görmüş ya da siyasetten uzaklaşıncaya dek, başına gelmedik kalmamıştı.

Tüm bu "gariplikler" içinde "6 Filo Taşlanmış", 6 Filo'yu taşlayan "solcuları" da "sağcı" hatta İslamcılar taşlamıştı.

Şimdi bakıyorum tüm bu "yaşananlar", "masal" gibi okunacak belki ancak, "sol" ile "sağ"ın önemli bir ayrımı ülkede nerede yeşermedi, nerede "sol", "sağ"a karıştı onu çözmeye çalışıyorum. 

Sol da, Sağ da aynı şeyleri savunur. Sol da "emek, hürriyet, yaşam hakkı, çalışma hakkı, eğitim hakkı ve daha bir çok hakkı" savunur, "sağ" da savunur. Arasında ise önemli bir fark vardır. Sağ, eğer benimle aynı mezhepte isen "emek hakkını", "eğer benimle aynı cinsiyette isen "özgürlüğünü", "eğer benimle aynı "görüşte" isen, "yaşam hakkını", eğer benimle aynı partide isen "çalışma hakkını", "eğer benimle... isen" "... hakkını" savunurum der. Sol ise, "benimle aynı düşünceden, cinsiyetten, görüşten, milletten, ırktan, ...'ten olman gerekmez" bir birey olarak sana yapılan haksızlığı ne olursa olsun savunmam gerekir der.

Bu yüzdendir ki Almanya'da, Belçika'da, Hollanda'da "mütedeyyin hacı 'amca ve teyzeler' sağ partiler yerine sol partileri", tercih ederler.

Bugün ise bir grup SOLCU ya da kendilerine öyle seslenilmekten hoşlanan lakin içini, anlamını, bereketini kavrayamamış dostumuz diyelim; SOL ellerini yine içinde bulundukları fragmanın adından esinlenerek kaldırıyorlar ve baş parmağı ile işaret parmağını İngilizce VICTORY (ZAFER) kelimesini andıracak şekilde "V" yapıp her mitingte, grevde boy gösteriyorlar, ha bu da yetmezmiş gibi, bir de "kahrolsun Amerika, Kahrolsun Emperyalizm" diyor ve İsrail, Amerika bayrakları yakıyorlar, İsrailli, Amerikalı yandaşlarının da "olabileceğini" hesaba katmadan. Sonra ne mi oluyor bu VICTORY takıntılı dostlara, memleketi emperyalistlerden kurtarmış oluyorlar, onlara göre emperyalistlere satan ve "oportünist" olarak gördükleri, medya, TV, reklam dünyasına da suçu attılar mı tamam, aklandılar. Yıllardır bu dostlarla dilim döndükçe sohbet etmeye çalışıyorum. Emek, çark sol değil, SAĞ elin ürünüdür, bu yüzden sol değil SAĞ el kalkar, "yaptığınız V işareti" tam da W.Chirchill'in yani emperyalistlerin size karşı kazandıkları "zaferi" simgeler, sizin ülkenizi kültürle değil, topla işgal ettiklerinde kurmuşlardır o imgeyi, şimdi iş kültüre dönünce ne değişti?

Kalkan eliniz, SAĞ işaretiniz de YUMRUK olmalı, bu parmakların halkı simgelemesinden gelir, tek başına yıkılırlar, iki kişi de olsa yıkılırlar, ama YUMRUĞU kolay kolay kimse yıkamaz, ancak "başka bir YUMRUK yıkar"ı anlatır bize ama, hey hak! nerede?
Ha bir de ULUSAL SOL diye bir şey var onu hiç anlatmak istemem doğrusu.
Kelimeleri yan yana getirseniz yeter "NASIONAL SOSYALISM".
  
Muhabbetle 
Murad Çobanoğlu 
( 10 Ocak 2001)