DÜN DE BUGÜN DE YARIN DA NE OLURSA OLSUN İDAMA KARŞIYIM!

Bir kaç gündür hepimizin yüz yüze geldiği, adeta yüzümüze sert bir tokat gibi çarpan bir gerçekle yüzleşiyoruz. Tecavüz. Hele de "çocuklara". Çocuk bedeni bu kadar ağır yükü yüklediği yetmezmiş gibi bir de "onları" öldürüyorlar. Son iki olayda "itiraf edin hepimiz" satır arasında "acaba tecavüz de etti mi" diye aradık. Umarım "öldürürken bari tecavüz etmemiştir" diye içimizden geçirdik. Sonrasında da "idamları" konuşur olduk. Zira zannediyoruz ki "idamlarla" bu işin önünü alabileceğiz. Lütfen yanlış anlamayın kıyaslamak adına değil, "cezası idam olan 'suçlar' adına bir bağ kurmak benimki" İran'da "eşcinsellik" yasak. Cezası da "idamdır". Hiç eşcinsel yok değil mi? İran'da yine "Uyuşturucu madde kullanmak, insan öldürmek de" idamlıktır. Hiç cinayet işlenmiyor, hiç bir keyif verici madde kullanılmıyor mu sanıyorsunuz? 
Öncelikle bizim "yolda çocukları görünce seven, öpen" bir ülkeden nasıl bir anda "çocuk katiline ve tecavüzcüsüne" dönüşen bir ülke olduğumuza değinmek lazım.
Çocukların "cinsel istismarlarının" büyük bir bölümü "onları gönderdiğiniz" yobazhanelerde oluşuyor. Zira bu "kurs" adı altındaki denetimsiz mekanlardaki denetimsiz insanlar çocuklarınızı "iktidara" sırtını dayayarak hem "fikren" hem de "cinsel" olarak istismar ediyor.
Bu yüzden Avrupa'da "din eğitimi" son derece kontrollü yapılır. Devletin bilgisi dahilinde olmayan hiç bir mekan yoktur!
İkinci ve daha beteri ise "devletin bilgisi dahilinde" açılan, adı hepinizce malum din kursları, yurtlar, hapishaneler" gibi mekanlarda yapılıyor.
Üçüncü ve daha vahimi ise "askeriye" gibi erkeklerin toplu halde zorunlu olarak barındıkları yerlerde oluyor. Zira son olaylardan birindeki "çocuk istismarcısı" ne yazık ki aynı şeyin kendisinin de başına askerde geldiğinden bahsetmişti. Tüm bunlar "genelleme değildir" elbetteki işini doğru dürüst yapan kişiler, engelli çocuğa okuma yazma öğretsin diye gittiği evde engelli çocuğu yürütmeyi başaran eğitimciler de var bu ülkede.
Hepten bitik durumda değiliz. Ancak "idam" hiç bir çözüm olmayacak. Ve dahası "idam" tıpkı bundan önceki yasalar gibi "iktidarın" kullandığı siyasi bir baskı aracı olarak kullanılacak. Tek olarak "çocuk istismarına" bile ait olsa. Daha "minimalist" yasaları bile çalıştıramıyorken, böylesine önemli ve vahim bir konudaki "yasayı" hakkıyla nasıl çalıştırılacak. Hiç "hak yenmeyecek" mi? Bu defa insanları "suçsuz yere 8-10 yıl içeride yatırmaya benzemez bu! Vebali de buna "yeşil ışık yakan" herkesin boynuna olur.
Peki bu sorundan nasıl kurtulacağız. Öncelikle "kendi içimizdeki canavarı" etlerini lime lime edip, üzerine tuz basmayı" düşünen fetişistin "ölmesi" gerekiyor. Zira fark ediyorum ki aslında hepimiz potansiyel "cinnet geçirmeye" meyilli ve bu cinnetin sonrasında" da suçladığımız kişilerle aynı seviyeye gelmeye gönüllü kişileriz. Öyle "ceza teknikleri" duyuyorum ki "inanın" acaba "kim cani?" diye kafamda soru işaretleri beliriyor.
Ceza bizim anladığımızın aksine "toplumu" rahatlatmak için değil, "suçluyu" rahatlatmak için uygulanır. Onun rehabilitasyonu için önemlidir. Yeniden kazanabilme şansı varsa "kazanılır" yok suçu bunun üstündeyse "ömür boyu hürriyeti" kısıtlanır."Toplum" ancak "eğitimle" birlikte yaşayarak bir birini tanıyarak kaynaşır ve düzelir.

Muhabbetle;
Murad Çobanoğlu