ONUR’UMU DA ALDIM GELDİM ANNE…

01 Temmuz 2012’de İstiklal Caddesi’nde haksızlığa, cinsiyetçiliğe, ayrımcılığa maruz kalan on binler, faşizmin bir kolu olan “homofobi”ye bir nebze olan ses verebilmek adına toplandı ve Taksim’den Tünel’e kadar yürüdü…

Yanlarına “Onur”larını, “Ayşeler”ini, “Berkler”ini, “Tunçlar”ını, “Güller”ini ve hatta Annelerini bile alıp gelen on binlerce kişiyle birlikte “Onur Yürüyüşü” yaptık…

Yürüyenlerin sadece, eşcinseller olduğunu düşünenler için ayrıca bir paragraf açıp, “insanlık dersi başlıklı ayrı bir makale” yazmak gerekiyor tabii…

Yazarı, çizeri, genci yaşlısı, kadını erkeği hep bir ağızdan cinsiyetçi dünyaya bir nebze olsun ses verebilmek adına bağırdık; ıslık, davul çaldık; slogan attık… İtiraf etmek gerekirse Türkiye sınırları içinde izlediğim ilk “Pride”dı…

En hoşuma giden fotoğraf ise küçük bir kızın elinde “Anayasa’da Cinsiyet Kimliği” pankartı ile babasının omzunda bizi selamlaması oldu… İşte bu fotoğrafı “yukarıdaki; “insanlık dersi makale taslağına bağlamak” gerekir…

Yürüyüşte bana sevgili dostum Cem Başeskioğlu eşlik etti ve tüm homofobik dükkanları bana mimletti… Önce “Mango’nun onünden geçtik” Sordum neden yuhlanıyor… “Vaktiyle bir transseksüeli, dükkandan atmışlar” dedi… Keza “English Time” da öyle… İkisi de bolca “yuhlandıktan sonra” Sıra “Demirören İstiklal”e geldi… Kalabalık, Demirören’i Emek Sineması’na ve Beyoğlu’na verdiği zarar dolayısıyla yuhlamaya başladı… Hani dedik ya “insanlık için yürüdük” diye… İşte sorunlarımız bir sonuçta… Sonra balkondan bir de baktık ki, “ülkemizin sayılı entelektüellerinden” Özen Yula da orada bizi alkışlıyor… Kalabalık yuh çekiyor Özen Yula Demirören İstiklal’in balkonundan “balkon konuşması” misali bizi açıklıyor… Sonradan bana twitter’da verdiği cevaba göre “arkadaşlarıyla çay içmek için D.İ’le (fazla adını söyleyip de ucube binanın reklamını yapmayayım diye kısaltma kullandım) gitmişler… PRIDE’da en iyi orada izlendiği için, balkondan kalabalığı izlemişler, alkışlamışlar” kendisine aynen şunu söyledim yine twitter’dan ertesi gün de 2 Temmuz’du Madımak Katliam’ının yıl dönümü… Bir yürüyüş olsaydı en iyi Madımak “Kebap” salonundan izlenirdi, yem kebabınızı yer hem de yürüyüşü seyrederdiniz, ama kapattılar yazık ki” dedim beni terbiyesiz buldu… Efenim onla da yetinmemiş, Facebook’dan da kendisi “arkadaşım olur(muş)” benim iletimin altına, ergenlik çağını yeni dolduran veletler gibi “cevap yazmış” sonrada beni silip engellemiş… Son sözü ben söyledim der gibi… Peki son söz sizde kalsın Sayın Özen Y.

Ha zat-i şahanelerinize şunu da söylemek gerekir ki, ben o binaya “Tuvalete -halk diliyle sıçmaya ki bu tabir için özür dilerim, genelde avam ağzıyla yazmam bilen bilir, burası tam yeriydi- bile gitmiyorum… Kaldı ki çay içeceğim… Entelektüel olup, bir sorunu dert ediniyorsanız “ağzınızı da götünüzü” de tutmak gerektiğini çok iyi bilirim zira…

Neyse efendim Pride’da dönelim… Müthiş bir eğlenceydi diyemeyeceğim, daha sağlam PRIDE’lar gören biri olarak… Lakin şunu diyebilirim ki bu ülke şartlarında “çok bile” balkondan alkışlamayıp, katılan her kese ayrı ayrı “devlet nişanı” vermek lazım… Zira halkın bize bakışını; hele hele de “velev ki ibneyiz, alışın her yerdeyiz” sloganında görmeliydiniz… Resim çekenler mi dersiniz… bize fındık fıstık atacak gibi bakanlar mı dersiniz… Bizden daha renkli görüntüler oluşturuyorlardı aslında…
O ne renkli sloganlardı öyle…

“faşizme karşı, bacak omuza”
“et yiyene göt yok” (vegan eşcinseller)
“Velev ki ibneyiz alışın her yerdeyiz”

Cem’le sohbetimiz devam ediyor pride hakkında bilgi vermeye devam ettiği sıralarda “kortej için mi” bilinmez, bir ambulans geldi, İstiklal Caddesi’ni “normal şartlar altında” biz değil de halk kaplaydı kesin ambulansın oradan geçiş süresi 20 dakikanın altında değildi… Nasıl bir hızla yollar açıldı birden sanırsın “yirmi bin kişi” bir anda buhar oldu yan yol bomboş kaldı.

Hep derim, muhafazakarlık herkesin içinde vardır… Kimi dini, kimi milli, kimi dil, kimi de cinsel tercihlerde muhafazakardır. Kimi transseksüeller, bu kalabalığın içinde kendini daha özgür hissetçileri için; “göğüslerini açıp, kalabalığa” gösterdiler… Bu da “pride içindeki” daha “muhafazakar transseksüelleri, muhafazakar eşcinselleri” rahatsız etmiş… Ya medya onları görseydi… Yanlış haber yaparlardı… Yürüyüş gölgelenirdi dediler…
İyi de biz zaten “bu insanlar daha özgür olsun” diye katılmadık mı bu yürüyüşe…
Tamam bize uymayabilir ama her bireyin söz hakkı yok mu…
Cem’in çok güzel bir sözü var… “Erkek, Eşcinseller bu toprakların erkeklerinden çıkıyor, bu toprakların erkekleri ne ki, erkek eşcinselleri de ne olsun”
Umarım bir sonraki Pride’da bizi “balkondan alkışlamak yerine, halka karışmak isteyen daha fazla entelektüel” kortejde olur… Daha çok özgürlük amacını bulur… Kim nasıl istiyorsa öyle davrandığı, giyindiği, sevildiği, aşık olduğu, ayrıldığı, kızdığı, bir dünya olur ama kim nasıl istiyorsa kimse kimsenin “Onur”una ipotek koymadığı daha güzel günlere…

Muhabbetle
Murad Çobanoğlu