Güneydoğudan İzlenimler

Yeni yılı önce Diyarbakır’da geçirecektim, son anda iptal oldu, yolumuz Urfa’ya düştü. Önce Lice’nin bir köyü olan Hezan’daydım. Çeşitli çekimler gerçekleştirdim oralarda. Her gittiğim yerde adetimdir esnafla muhabbet ederim.

İşte bu düsturum Güneydoğu’da geçinde mevzu biraz daha karışık oluyor. Zira şu sıralar “diller”, “sınırlar” tartışıldığı bir zaman dilimine denk geliyordu.

Su aldım, sordum! Cumhurbaşkanı’nı karşılamaya gittiniz mi?

Ciğer yedim, sordum, Ak Parti’yi nasıl buluyorsunuz?

Kadayıf tattım sordum! TRT6’i izliyor musunuz?

Her söze, “navata çiya” diye başlıyorum, bildiğim kelimeler sınırlı zaten, nasılsın, iyi misin, işler nasıl gidiyor! Sonra söze Türkçe devam ediyorum. Zaten kılığımdan oralara ait olmadığım belli, kimse yadırgamıyor bizi.

Söz dönüyor dolaşıyor, 12 Eylül’e geliyor! Biz çok acı çektik deniyor her tümcede. Ben de “diyorum sadece siz değil hepimiz çektik aynı acıları. Bu bir süreç meselesi düzelecek her şey. Bir “Kürt” entelijansı lafa karışıyor! Diyor “ben özellikle sizin gibi beyaz”ların samimi olduğuna inanmıyorum. Neden diyorum? Neden öyle düşündünüz diyorum?” Türk kafatasçılığı olduğu gibi “Kürt” kafatasçılığının da olduğunu fark ediyor, üzülüyorum her sözünü “Türkler” diye bitirdiğinde. Diyorum, eğer sistemleri tartışsanız sizinle hem fikir olabilirim. Sizin yaptığınızın izahatı olamaz.

Söz dönüyor dolaşıyor hükümete de geliyor moncher, diyorlar Ak Parti her şeyi batıya yaranmak için yaptı. Bizi kimse düşünmüyor deniyor üç evden birinde. Partilerin kapatılmasını da delil olarak gösteriyorlar. Ak Parti eğer samimi olsaydı “partimiz” kapatılmazdı deniyor. BDP’ye çoğu Kürt “çok da yakın olmasa da” mevcut düzen içinde bize kimse sahip çıkmadı deniyor. BDP en azından bizim isimlerimizden oluşuyor deniyor.

Bu kadar yaşadıklarımdan sonra şunu görüyorum moncher, biz istesek de istemesek de birileri için bazı çizgiler çizilmiş, Kürtler için ise büyük bir toplumsal travma mevcut, yaşadıklarından bir türlü geriye dönemiyorlar. Kimseye inanmıyor, kimseye güvenmiyorlar. Cumhurbaşkanı konusunda ise çoğu Kürtler Cumhurbaşkanı’nın bu konuda değişim yetisinin olduğu konusunda hem fikir.

Değişim için daha çok adımın atılması konusunda 7’den 77’ye her kes, aynı fikirde olması da Kürtlerin demokrasiye sahip çıkmaları konusunda bir avantaj. Zira şu hep deniyor, Bu ülkede Türkler çoğunlukta diye, Kürtlerle alakalı bir mevzu hiç mi oylanmayacak

Kürtler’de de Türkler’de de paranoyalar düzelmeden, iki toplumda kendi paranoyalarından sıyrılmadan sanırım ki bir birimizin isteklerini anlayamayacağız. Tabularını, kırmızı çizgilerimizi silemeyeceğiz.

Sen kırmızı çizgilerini sil, ama benimkiler yerinde kalsın mantığını bırakmadan sanırım ki bu dünyevi mesellerde bir arpa boyu yol gidemeyeceğiz.



Muhabbetle;

Murad Çobanoğlu