NE MUTLU "İNSANIM" DİYENE

Tanrı, hepimizi farklı yarattı, dilimiz farklı, dinimiz farklı; bunlar aynı olsa örfümüz, adetimiz farklı; hadi bunları da tutturdunuz; anamız, babamız farklı; ana baba da bir olsa, ruhumuz farklı; biz bu farklılıkları birer “açmaz” birer “bölünüşme” unsuru olarak gördüğümüz sürece bize öyle görünür. Şunu düşledim doğduğumdan beri, insanlar birbirlerinin "farklarını" görmeden, ama onları görmezden gelerek değil, yani kendindenmişçesine davranmak da değil, kendimişçesine görmeyerek, kendi farklarını nasılki görmüyorsa öyle yani, davaranabilir mi? Hani "hümanizm ya da hoşgörü" soslarıyla süslenmiş dostluklar kurmadan, "Tanrı'nın tüm insanları farklı yarattığını bilmek için “parmak izine bakmak yetmez mi" dermişçesine. İşte o zaman bu dünyada daha huzurlu, daha mutlu ve daha umutlu yaşayabiliriz. Bugün 12 Eylül 2009, muadili senenin üstünden tam 29 yıl geçmiş, İnsan “şunu” düşünüyor.

Darbe ne kaybettirir..(!)
Bunu yanıtlamak bazıları için kolaydır.
Biri der;
Ben oğlumu, kızımı “kaybettim”..!
Biri der;
Ben Gençliğimi “kaybettim”..!
Biri çıkar ben de umutlarımı “kaybettim”..! der,
Biri “Deniz'ini”, biri “Yusuf”unu, biri “İnan'ını” kaybetmiştir ama...
Bu sözü bir ülkeye sorsanız, cevap ne olurdu diye düşündürür adama.
Demokrasiyi kaybetmek demek ne demektir, bir ülke için.
Hep karıştırılan iki kavram vardır.
Biri “demokrasi”, diğeri “cumhuriyettir”.
Cumhuriyeti, halkın “iradesi”, demokrasiyi de halkın kendi kendine yetmesi olarak öğretirler okulda.
Peki Cumhuriyet olmadan, “Demokrasi”; demokrasi olmadan “Cumhuriyet” olur mu?
Zinhar..!
Olmaz! Diyenleri duyar gibiyim..!
Lakin oluyor!

Bakınız, Çin “Halk” Cumhuriyeti ile İran “İslam” Cumhuriyeti, Bunların ikisi de “Cumhuriyet”tir. Hem de öyle “bazılarının” sandığı gibi ve söylemekten hoşlandıkları bir kelime olan “sözde” sözünü ekleyerek, inanmadıkları gibi değil, “gayet” de cumhuriyet. Yani bu sistemlerde “halkın” iradesi teşekkül eder. Kısaca Cumhuriyet kendinden önde gelen “sistemi” yani “Halk” ve “İslam”ı tamamlar. Lakin bu ve benzeri ülkelerde cumhuriyet olmasına karşın “demokrasi” yoktur. Birleşik Devletler ile Birleşik Krallık'da da her ne kadar “cumhuriyetçiler” olsa da, “Cumhuriyet” yoktur. Lakin demokrasi vardır. Hatta hat saffadadır, Demokrasi ruhunu halktan alır, halkın olmadı bir yerde “devletten” söz edilemez. Bu noktada “ruhu” halka ve kendisine karşı olan hiçbir “unsuru” benimsemez ama söz hakkı verir. Yunanistan gibi bir ülkede, ki bu kavramın da isim babalığını yaparlar bilindiği üzere, şuan ki demokrasilerinde, “Kominist Parti” parlementoda önemli bir yer alır. Demokrasi bundan korkmaz, Yine Almanya gibi bir ülkede, kendi “etnik” grubundan olmayan lakin “vatandaş statüsünde” olan Türkler” parlementoda bulunabilir, hükümet kurabilirler, Demokrasi bundan da korkmaz. Birleşik Devletler, ana yasasına göre “Laik”lik kavramı yoktur. Yargılandığınız yahut seçildiğiniz vakit “kendi kutsal kitabınızın” üstüne el koyarak yemin edersiniz. Demokrasi bundan da, ve başka başka durumlardan da etkilenmeyeceğini bilir. Türkiye'nin kurucuları tarafından demokrasinin yanında Cumhuriyeti hediye etmelerinin nedeni, demokrasiyle şekillenen bir cumhuriyetin; gerçek anlamıyla “insan haklarına” demokratik diğer normlara, genel geçer ahlak ve politik etik kurallarına harfiyen uymasıdır. Bugünki, “Cumhuriyetine Sahip Çık!” mitingleri, “Demokrasine Sahip Çık” mitingleri olmazsa hiç bir şey ifade etmez. Çünki, Cumhuriyet olmadan demokrasi olur ama demokrasi olmadan kullanılan “cumhuriyet” çok tehlikeli bir silahtır. Ateşlendiği vakit sizi “29” sene daha geriden düşündürür.

BU YAZI KONKORT DERGİSİNDE YAYINLANMIŞTIR::.

Murad Çobanoğlu
www.muradcobanoglu.com